Soluk alıp vermek bir beyin sapı refleksi, nefes almak ise bir alışkanlıktır. Nefes, aslında bir davranış biçimidir ve egonun oluşmaya başladığı yaşlardan itibaren duygularımızı kontrol etmek ya da bazı tetikleyicilerden kaçınmak amacıyla bu sisteme müdahale ederiz. Bu müdahaleler, zamanla disfonksiyonel nefes alışkanlıklarına dönüşür ve bizi sınırlayan bir yaşam biçimi yaratır.
Davranış bilimleri temelli yöntemlerle, bu sınırlayıcı alışkanlıklardan özgürleşebilir ve açık bir nefese ulaşabiliriz. Nefesle çalışmak, bireyin kendi hikayesini dönüştürmesine yardımcı olur. Üstelik bir kişiye dokunmadan, sadece nefesini gözlemleyerek ve yönlendirerek bu dönüşümü sağlamak mümkündür.
Pandemi süreci bize online nefes seanslarının da yüz yüze seanslar kadar etkili olduğunu gösterdi. Zoom üzerinden yapılan bir saatlik online nefes seansları, dünyanın her yerindeki bireylere ulaşmamızı ve onların nefes alışkanlıklarını dönüştürmelerine destek olmamızı sağladı.
Nefes, hayatımızın merkezinde yer alır; nasıl düşündüğümüzü, hissettiğimizi ve yaşadığımızı belirler. Ancak çoğumuz nefes kapasitemizin çok küçük bir kısmını kullanıyoruz. Kısıtlı nefes alıyoruz ve farkında olmadan kısıtlı yaşıyoruz. Nefes alışkanlıklarımız, kişisel hikayelerimizden ve bu hikayelerin yarattığı düşünce kalıplarından etkilenir. Bu kalıpların farkına varıp onları dönüştürdüğümüzde, nefesimiz özgürleşir ve biz de yaşamda yeni bir denge ve tatmin noktasına ulaşırız.
Unutmayın, nefesiniz değişirse siz değişirsiniz; siz değişirseniz dünyanız değişir.