Varlık Bir Zihin Durumudur: Neden Para Bilinçli Ellere Akar?

Kategoriler: Para

Para, çoğu insanın zannettiğinin aksine sadece bir değişim aracı ya da fiziksel bir kağıt parçası değil, bir insanın kendisini ve yaşamını yönetebilme becerisini gösteren en somut ölçü birimidir. Para, yönetici bilincin kendini ifade etme şeklidir ve evrensel bir kural olarak her zaman kendini yönetemeyen kişilerden, yönetebilen kişilere doğru akar. Bu bağlamda fakirlik, sadece cüzdandaki banknotların eksikliği değil, özünde bir “Yüksek Bilinç” yoksunluğudur. İnsanların büyük bir çoğunluğu finansal sorunlarını dışsal nedenlere; ekonomiye, devlete, belediyeye ya da şanssızlığa bağlayarak kurban psikolojisi içine düşerler. Oysa kurban rolünü oynamak, kişinin kendi sorumluluğunda olan bir hayatı başkalarına devretmesi ve dolayısıyla sorunun kaynağını yanlış yerde aradığı için çözüme asla ulaşamaması anlamına gelir. Gerçek bir usta, başına gelen her şeyden yüzde yüz kendisinin sorumlu olduğunu kabul eden realist kişidir.

Fakirlik bilincinin temelinde yatan en büyük engel, zihnin amigdala ve hipokampus olarak adlandırılan alt loblarıyla yönetilmesidir. Bu bölge “hayvan beyni” olarak da bilinir ve sadece fiziksel bedeni hayatta tutmakla ilgilenir; dürtüseldir, sabırsızdır ve anlık hazlar peşinde koşar. Amigdala zenginleşemez; o sadece tüketir, azaltır ve yaşamla kumar oynar. Fakirlik bilincine hapsolmuş bir bireyde atalet, kararsızlık, şüphe, endişe, aşırı temkinli olma ve erteleme gibi altı temel semptom görülür. Atalet, yaşamın getirdiği zorluklara boyun eğmek ve irade gücünü kullanmamaktır. Kararsızlık, zihni yönetememekten kaynaklanır ve kişinin önüne çıkan büyük yatırım fırsatlarını kaçırmasına neden olur. Şüphe ve endişe ise kişinin kendi kudretini bilmemesi ve geçmişteki çarpık yargıların (epizodik anıların) geleceğe yansımasıdır. Bu zihinsel temizlik yapılmadan, yani beyindeki elektrik yüklü iyonlar halindeki bu çarpık anılar nötrlenmeden gerçek bir bilinç yükselmesi ve finansal özgürlük mümkün değildir.

Zengin olmak ile varlıklı olmak arasındaki farkı anlamak, fakirlik bilincinden kurtulmanın anahtarıdır. Zengin olmak maddi bir durumdur ve tamamen tüketim odaklıdır; zengin kişi maddi durumunu topluma bir etiket gibi yapıştırır, lüks markalar ve pahalı eşyalarla zenginliğini beyan eder. Ancak bu “yeni para” (New Money) zihniyeti, üretimden ziyade tüketime odaklandığı için sahip olunan maddi değerler genellikle kısa sürede kaybedilir. Varlıklı olmak ise bir zihin durumudur. Varlıklı insanlar “eski para” (Old Money) geleneğini temsil ederler ve kafa yapıları parayı elde tutmaya, çoğaltmaya ve üretmeye yöneliktir. Onlar Rolex saat takmanın ötesinde, o parayı bir şirkete yatırıp anaparanın katlanmasını izlemekten keyif alan, pratik ve pragmatik kişilerdir. Bir cimri fakir görünerek zenginleşirken, savurgan biri zengin görünerek fakirleşir.

Parayı değil, bilincini yönetmek için Finansal Özgürlük eğitimine katıl

Bir insanın değeri ve dolayısıyla kazancı, kendi eşsizliğini ve yeteneklerini keşfetme oranıyla doğrudan ilgilidir. Evrenin çalışma şekli şöyledir: Her insan layık olduğu şekilde yaşar. Eğer kişi kendine, vaktine ve emeğine değer vermiyorsa, başkasının hayatında da bir değer arz etmez ve her geçen gün fakirleşir. Para, bir değer birimidir ve insanın evrensel değerini gösterir. Kendi değerini doğru belirleyemeyen, hizmetinin altında fiyat biçen kişi tatminsizlik yaşarken, üstünde fiyat biçen kişi müşterisini hayal kırıklığına uğratır; bu nedenle adil ticaret ve alma-verme dengesi hayati önem taşır. Karşılıksız verme (alturistik vericilik) veya karşılıksız alma (narsist alıcılık) eğilimi evrenin dengesini bozar ve bu tip kişilerin her zaman para problemleri olur.

Duygu yönetimi, para akışını kontrol eden bir diğer kritik unsurdur. Para, her zaman duygusal insanlardan duygularını yönetebilen kişilere doğru akar. Duygusallık, doğru düşünmeye izin vermeyen ve karar mekanizmasını bozan bir handikaptır. Zeki insanlar ve üst bilinçteki bireyler duygu seline kapılmazlar, ani öfke ya da heyecanla dürtüsel kararlar vermezler; onlar harcamalarını değerlerine ve önceliklerine göre yaparlar. Yatırım dünyasında kaybedenlerin çoğu, manik-depresif dalgalanmalar yaşayan, sansasyonel haberlerle panik olan veya heyecanla yüksek fiyattan satın alan kitlelerdir. Oysa sabır, yatırımın en önemli kanunudur ve bilge kişiler uzun vadeli birikim ve adanmışlığın gücüne odaklanırlar.

Finansal özgürlük, sevdiğiniz işi yapmak zorunda olduğunuz için değil, sevdiğiniz için yapabilme özgürlüğüdür. Bu seviyeye ulaşmak için uygulanan formül disiplin gerektirir: Kazancın yüzde 40’ını harcamak, yüzde 30’unu biriktirmek ve yüzde 30’unu yatırıma yönlendirmek. Servet para harcayarak değil, biriktirilerek kazanılır. Ancak birikim yapmak sadece bir şeyler satın almak için değil, biriktirmiş olmak için biriktirmektir; bu, bilincin sonsuzluğunu deneyimleme biçimidir. Borçlanmak ise gelecekteki kendinizi soymaktır. Kredi kartları ve dürtüsel harcamalar zevki acıdan ayırarak sahte bir refah algısı yaratır ve insanı bankalara bağımlı bir köle haline getirir. Kredi, sadece daha fazla üretmek ve işi büyütmek için alınıyorsa akıllıcadır.

Fakirlik bilincinden kurtulmanın en güçlü anahtarlarından biri de şükran ve Telos noktasıdır. Telos noktası, insanın hayat amacını bulup potansiyelinin en üstüne çıktığı, her anını anlamlı ve sevdiği işlerle geçirdiği ustalık zirvesidir. Şikayet eden, evrende hata gören ve düşük zihinde kalanların önüne fırsatlar çıkmaz. Oysa gerçek şükran, sahip olduklarının değerini bilmek ve hayatın mükemmelliğini görecek bilinç seviyesine yükselmektir. Şükran, bereketi ve parayı en çok kendine çeken seviyedir. Unutulmamalıdır ki para; büyük bir ilhamla yaşayan, insanlığa hizmet eden ve amacını gerçekleştirme yolunda olan kişileri takip eder.

Sonuç olarak, finansal kaderiniz dış dünyaya ya da şansa bağlı değildir; tamamen zihninizdeki odağınız ve bilinç seviyenizle ilgilidir. Dış etkenler engel değil, sadece birer fırsattır. Eğer kendiniz olmayı seçer, zihninizdeki çarpık kalıplardan özgürleşir ve hayatınızın tam sorumluluğunu üstlenirseniz, evren sizi maddi ve manevi tüm zenginliklerle ödüllendirecektir. Fakirlik bir mahkumiyet değil, bir bilinç tercihidir ve bu tercihi değiştirmek her bireyin kendi elindedir.

Yaklaşan Eğitimler

Para Kategorisindeki Diğer Yazılar