Hayatın karmaşık, kimi zaman yıpratıcı ve bazen de acımasız görünen dokusunda, para çoğu zaman sadece kâğıt parçalarından, madeni paralardan veya banka hesaplarındaki soğuk, cansız rakamlardan ibaretmiş gibi algılanır. Oysa gerçekte, cebimizdeki para ve maddi refahımız, zihnimizin, ruhumuzun ve içsel dengemizin kusursuz bir aynasıdır. İnsanın dış dünyada yaşadığı her şey, içsel dünyasındaki inşanın bir tezahürüdür. Earl Nightingale’in o derin ve vurucu tespitiyle yola çıkacak olursak; başarı, para kazanmanın sıradan bir sonucu değildir; tam aksine para kazanmak, elde edilen başarının doğal ve kaçınılmaz bir sonucudur ve bu başarı, dünyaya sunduğumuz hizmetle, yani insanlığa kattığımız paha biçilmez değerle doğrudan doğruya, doğru orantılıdır. Hayatımız boyunca karşılaştığımız maddi darboğazlar, parasal sıkıntılar ve sürekli tekrar eden krizler, aslında iç dünyamızdaki tıkanıklıkların, korkuların ve sınırların somut birer tezahürüdür. Neyse ki, bu karanlık ve kasvetli ormandan çıkışın, zihninizi ve cebinizi aynı anda iyileştirecek, para problemlerinizi kökünden çözebilecek beş temel ve aydınlık adımı vardır.
Bu aydınlanma yolculuğunun ilki ve belki de en çok cesaret isteyeni, içimizde dinmek bilmeyen fırtınaları susturmak, sarsılmaz bir iradeyle duygularımızın yönetimini mutlak surette ele geçirmektir. Para, tıpkı ürkek bir kuş gibi, dengesizlikten, kaostan ve duygusallıktan her zaman kaçar. Bir toplumda ya da bir bireyde duygusallık ne kadar ağır basıyorsa, paranın değeri ve o bireydeki bereketi de aynı ölçüde, hızla düşer. Alt bilinçte hapsolmuş, olayları geniş bir perspektiften okuyamayan ve kendi potansiyelinin farkında olmayan kitleler, ne yazık ki dengeli bir duygusal duruma sahip olamazlar; onlar, adeta kendi yarattıkları korkularının esiri olmuşlardır. Onların hayattaki her adımı, her harcaması ve her kararı, içlerinde kök salan bu korkuların yarattığı ani, mantıksız dürtülerden kaynaklanır. Oysa bilge bir bakış açısıyla bakıldığında hayatta hiçbir şey sadece mutlak bir felaket ya da tek taraflı bir mucize değildir; yaşanan her durumun faydası ve zararı her zaman, her koşulda birbirine eşittir. Zihninizdeki kutuplaşmalar, iyi ve kötü olarak ayırdığınız o keskin uçlar, yani polarite ne kadar fazlaysa, olaylara o kadar duygusal yaklaşır ve kendi hislerinizin kurbanı olursunuz. Bu sarsıcı ve kontrolsüz duygusallık ise evrenin matematiksel kuralları gereği size maalesef daha çok para kaybettirir. Bu nedenle, hayatınızdaki para akışını kalıcı ve pozitif olarak değiştirmek istiyorsanız, öncelikle bilincinizi değiştirmeli, zihninizin sularını durultmalı ve derin bir duygusal dengeye kavuşmalısınız.





















