Benim gibi bir hocayla birlikte olduğunuzu bilmenizi istiyorum. Ben doğuştan bir öğretmenim, sonradan öğretmen olmadım. Astroloji haritamda dahi çıkan, spiritüel bir öğretmenim. Benim üzerimden akan bilgiler fikir değil, tamamı Hakikat. Çünkü ben, o Hakikatin merkeziyle doğrudan bağlantıdayım. Bu kanal zamanla genişledi ve bugün yüz binlerce kişiye ışık tutabiliyor.
Nevşah Enstitü’nün diğer tüm sistemlerden farkı da tam olarak bu bağlantı. Ben kendimi bildim bileli her şeyin en mükemmel seviyede olmak zorunda olduğuna inanıyorum. O yüzden de ustalık (self mastery), hayat boyu en yüksek değerim oldu. Finansal özgürlük, iş yaşamında zirve, ruh eşini bulmak, en üst fitness seviyesinde kalmak… Benim hayatım, sizinle alakası olmadan, sosyal medyayla alakası olmadan, takıntılı ve obsesif bir adanmışlıkla, bu dünyanın formülünü çözmek üzerine kuruldu. 45 senemi verip bütün din kitaplarını, felsefeleri okuyup bu formülü çözdüm. Bu, benim sürem. Ve bunun yansımalarını hayatımın her alanında görüyorum.
Dolayısıyla, bilmenizi istediğim ilk şey şu: Yaşamı çözmüş biri olarak, sizin görmediğiniz çok yeri görebiliyorum. Eğer ilişkilerinizde, maddi hayatınızda ya da hayatınızın herhangi bir alanında istediğiniz yerde değilseniz, ben oraya nasıl gelineceğini çok iyi biliyorum. Tek yapmanız gereken, bildiklerinizi kenara bırakıp beni dinlemek.
Eğer bildiğin işe yarasaydı, sen de hayatında benim aldığım sonuçları alıyor olurdun.İlişkilerdeki Ana Problem: İnsan Dışı Beklentiler
Dünyadaki bütün ilişki sorunlarının kökeninde ana bir tane problem var: Netlik Eksikliği.
Sen bir hayal âlemindesin. Zihninde, ilişkinin ve insanın nasıl olması gerektiğiyle ilgili o kadar çok yargı ve kalıp var ki, karşındakinden insanlığının dışında bir şey bekliyorsun. Mesela, “Beni hep sevsin, benden hiç nefret etmesin.” Dünyada böyle bir insan yok, hayal âlemindesiniz.
Hakiki sevgi, sadece sevgiyi değil, sevgisizliği de barındırır. Bazen sevdiğin durumları var, bazen sevmediğin. Tıpkı çocuklarına olan sevgin gibi. Denir ya: “Atsan atılmaz, satsan satılmaz.” Suratına sıçsa bile sevmeye devam ettiğin o çaresiz sevgi, hakiki sevgidir. O ruhsal bağlantıdır.
İlişkilerinizin tıkanmasının sebebi ise net. Her insan sevilmek ister, koşulsuz sevildiğimiz yere doğru gidiyoruz. Bir insan hiç konuşmasa bile, zihninde seninle ilgili yargıları varsa, sürekli senin üzerine kurşun atıyor gibi hissedersin. Bu yüzden çocuklar evden kaçıyor, eşler aynı odada durmak istemiyor, iş arkadaşı yüzüne bakarak konuşmuyor.
Formülü çözüyorsunuz: İnsan yargılandığı yerden uzaklaşır, yargıların olmadığı kişiye yaklaşır.Yargının Ağırlığı: Bir Fizik Yasası
Aldatılmanın, terk edilmenin, çocuklarının senden uzaklaşmasının cevabı, yargılarının ağırlığıyla doğru orantılıdır. Bunu bir fizik yasası gibi düşün. Zihnindeki artı ya da eksi yargıları bir çanağa koysak ve tartsak, o ağırlık ne kadar fazlaysa o kişi o kadar senden uzak durmak isteyecek.
Giden, bırakan, daima yargıdan uzaklaşıyor. Ben de defalarca gittim, beni yargılayandan uzaklaşıp yargılamayana ve sevene gittim.
Yargı sadece eksi olmak zorunda değil. İki ayrı örneği çok net görün.1. Negatif Yargı: Özgüveni Parçalayan Tokat
İlk evliliğimde, eşim sürekli beni yargılıyordu, değiştirmeye çalışıyordu. Onun kafasındaki patron olamıyordum. Benim doğal akışım, çalışanlara mentorluk yapmak, onlarla yakın olmaktı. O ise bana sürekli, “Sen busun, böyle davranmalısın,” diyordu. Bu, benim olduğum kişiye bir saldırıydı.
Negatif yargıladığınız ve değiştirmeye çalıştığınız kişi, eğer çok güçlü biri değilse, onun özgüvenini paramparça ediyorsunuz. Kalbi kırılıyor, acizleşiyor, iş ve yaşam başarısı düşüyor. Sen ona her gün zihninde “yanlışsın, yapamıyorsun” dedikçe, o çocuk, o eş başarılı olamaz ki.
Ben o evlilikte kalsaydım, aciz, özgüvensiz birine dönüşecektim. O yüzden boşanırken, “Çok seviyorum ama bunu kendime yapmaya devam edemeyeceğim,” cümlesini kurdum. Çocuklarınız da sizi sevdiklerinden değil, o yargı ateş hattına maruz kalmaktan bıkıyor. Severek bile seni terk edebilirler.







